Yoga Yoluna Giriş
Derin bir illüzyonda yaşıyoruz — umudun, geleceğin ve yarının illüzyonunda. İnsan, şu andaki haliyle kendini aldatmadan var olamaz. İnsan, şu andaki haliyle gerçekle var olamaz. Bunun iyice anlaşılması gerekir, çünkü anlaşılmadığı takdirde, Yoga denilen araştırmaya giriş yapılması mümkün değildir.
Yalanlara ihtiyacı olan, illüzyonlara ihtiyacı olan, gerçekle var olamayan ve hayallere ihtiyaç duyan zihin, iyice anlaşılmalıdır. Sadece geceleri değil, uyanıkken bile sürekli hayallere dalarız.
Gün, gece ve zihin, sürekli hayalsizlikle hayal arasında gidip gelir. Bu içsel bir ritimdir. Ayrıca sadece hayale dalmakla kalmayıp, yaşamda umutlarımızı da geleceğe yönlendiririz.
Yaşadığımız an, daima bir cehennemdir. Bunu sadece geleceğe yönlendirdiğin umutların sayesinde sürdürebiliyorsun. Bugün, bir yarın olduğu için yaşayabiliyorsun. Yarın bir şeylerin olacağını umut ediyorsun — yarın cennetin bazı kapıları açılacak diye. Bugün hiçbir zaman açılmayacaklar ve yarın geldiğinde yarın olarak değil, bugün olarak gelecektir, ama zihnin bu arada tekrar ilerlemiş olacaktır.
devamı
Nedensiz Sevinç

Dıştaki şartlarımız ne olursa olsun, gönül bölgesinden içeriye dalıp
da dıştan dikkatimizi çekersek, orada daima sebepsiz bir sevincin
bulunduğunu fark ederiz. Biz mutluluğun, sevincin daima dıştaki bir
durumla yaşandığını zannettiğimizden dolayı, sebepsiz sevinç
kavramına yabancıyızdır. Oysa ruh demek, sevgi ve sevinç demektir.
Aynı zamanda farkındalık demektir ve bilgi demektir. Yaratılmış
mutlak-sevgi-sevinç-bilgi-farkındalık varlığıdır o. Ve gerçek olan
yalnızca O'dur.

